Bir Şehrin Geleceği: Bir Yönetici, Birkaç İyi İnsanBingöl, 6 Şubat 2023 Kahramanmaraş merkezli depremlerden ziyadesiyle etkilendi. Depremin ardından yapılan hasar tespitleriyle birlikte gerek konutlarda gerekse kamu binalarında ciddi adımlar atıldı. Bu süreçte beni en çok umutlandıran gelişme ise riskli okul binalarının tespiti ve tereddütsüz şekilde yıkılması oldu. Karadeniz Teknik Üniversitesi ve Fırat Üniversitesi tarafından yapılan incelemelerde kent genelinde 44 okulun ağır hasarlı olduğu belirlendi ve bu okullar yıkım listesine alındı. Elbette yıkımların ardından birçok okulun aynı binayı kullanmak zorunda kalması, eğitimde geçici de olsa ciddi bir yığılmaya yol açtı. Sabahçı öğrencilerin gün doğmadan yola çıktığı, öğlencilerin ise akşam saatlerinde evlerine döndüğü bu tablo, artık ertelenemez bir sorumluluğu da beraberinde getirdi. Ancak tam da bu noktada, Bingöl adına kıymetli bir sinerjinin ilk kıvılcımı çakıldı. Bu kıvılcımın adı, niyetti. Vali Ahmet Hamdi Usta'nın Kârer bölgesinde yaptığı bir ziyaret sırasında, 103 yaşındaki Kazım Demircioğlu ile karşılaşması her şeyin başlangıcı oldu. Sohbetin sonunda “Benden ne istersiniz?” diyen Kazım amcaya, Vali Usta'nın “Okul yapmanızı isteriz” cevabı, bir fedakârlık zincirinin ilk halkasıydı. Bu samimi çağrı, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Sayın Cevdet Yılmaz'ın başkanlığında; milletvekillerinin ve Bingöllü iş insanlarının katılımıyla Ankara'da yapılan toplantıyla daha da büyüdü. Niyet, kısa sürede somut adımlara ve rakamlarla ifade edilebilen bir tabloya dönüştü. Sonuç ortadaydı: Daha önce tespiti yapılan 44 ağır hasarlı okuldan 38'inin yıkımı tamamlandı. Ortaya çıkan tablo, yalnızca bir kaybı değil, aynı zamanda güçlü bir yeniden inşa iradesini de gösterdi. 2024–2025 eğitim öğretim döneminde; geçtiğimiz hafta içinde açılan Yunus Emre Anadolu Lisesi (devlet yatırımı) ile Kazım Demircioğlu tarafından inşa edilen Firince – İskender Demircioğlu Ticaret Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesinin de eklenmesiyle birlikte toplam 11 okul hizmete açıldı. Öte yandan hayırseverlerle protokolü yapılan, biri spor salonu olmak üzere 9 eğitim yatırımı bulunuyor. Bunlardan biri tamamlanarak açıldı; 8 eğitim kurumunun yapımı hayırseverler tarafından devam ediyor ve tamamının 2026–2027 eğitim öğretim dönemine yetiştirilmesi hedefleniyor. Devlet yatırımları cephesinde ise, biri Bingöl Öğretmenevi olmak üzere 15 eğitim yatırımı eş zamanlı olarak sürdürülüyor. Böylece bugün itibarıyla Bingöl'de; 8'i hayırseverler, 15'i devlet eliyle olmak üzere toplam 23 eğitim kurumunun yapımı devam ediyor. Hayırseverlerle 3 yeni okulun yapımı için temasların sürdüğünü de ayrıca biliyorum. Zaman su gibi akıp giderken, Aralık 2025 başında Bingöl Basın Konseyi olarak Cumhurbaşkanı Yardımcısı Sayın Cevdet Yılmaz'ı ziyaretimizde, “Ay sonunda Kazım Demircioğlu'nun yaptırdığı okulun ve diğer bir okulumuzun açılışı için Bingöl'de olacağım” demişti. Nitekim 30 Aralık'ta Bingöl'e geldi ve bu anlamlı açılışları gerçekleştirdi. 103 yaşında, tekerlekli sandalyeyle programa katılan Kazım Demircioğlu, bu anı yalnız yaşamak istemedi. İstanbul'dan 160 kişilik bir kafileyi uçakla memleketine getirdi. Bazıları ilk kez Bingöl'ü görüyordu. Okul yaptırmakla kalmadı; okulun tüm tefrişatını da en ince ayrıntısına kadar hazırlattı. Kazım Demircioğlu, yıllar önce İstanbul'a göç etmiş; koca metropolün altyapısına ve üstyapısına imza atmış, köklü bir firmanın başında durmuş bir isim. Yanında çalışanların barınma sorununu; önemli bir kısmını kendisinin karşılayıp maaşlardan cüzi kesintilerle inşa ettiği konutlarla çözmüş, kazancını yalnız kendisi için değil, insan için büyütmüş bir Bingöllü. Ancak gerçek hayatta tablo böyleyken, dijital dünyanın gürültüsü bambaşka bir yerden konuşuyordu. Günün sonunda sosyal medyada şu cümleleri okuduk: “Devlete verecekleri vergiyle okul yapmışlar, neyle övünüyorlar? Babalarının hayrına mı yapıyorlar?” Vergi meselesini de doğru yerinden konuşmak gerekir. Hayırsever iş insanlarının yaptırdığı okullar, kurum kazancından düşülür; kalan tutar üzerinden vergi ödenir. Yani “devlete verecekleri parayla okul yapıyorlar” denebilir belki ama bu insanlar, okul yapmadan önce de devlete vergi veren insanlardı. Bir defada bu kadar okulun devlet yatırım programına alınması mümkün müydü? Üstelik bu kadar vergi verebilen iş insanlarının bu şehirde var olması, eleştirilecek bir durum değil; aksine ayrıca gurur duyulması gereken bir tablodur. Yani o okul, hâlâ bir vicdan yatırımıdır. Ama ne yazık ki 10 lira çay parasıyla kahve köşesinde oturup “Bana da bu kadar ihale verilsin, ben de yaparım” deme cüreti gösterenler, bu insanların şevkini kırmak için adeta yarışıyor. Aslında mesele okul değildir. Mesele, “Neden bana verilmiyor?” meselesidir. Bu şehirde kazanmak da, kazanan olmak da zordur. Paran yokken “Şunun hâline bak” deriz; kazanınca “Bu parayı nereden buldu?” diye sorarız. Milletin cebindeki paranın muhasebesini tutmaktan bir türlü vazgeçemedik. İstanbul'da dokunmadığı hemşehrisi kalmamış 103 yaşındaki bir insanın ya da diğer hemşehrilerimizin okul yaptırmasını takdir etmek neden bu kadar zor? Kazım Demircioğlu'lar, Serdar Turhan'lar, Ahmet Budan'lar kolay yetişmiyor. Allah onlara nasip etmiş; onlar da bu nasibi memleketleriyle paylaşmış. Ne yapsalardı? Okul yapmak yerine gıda kolisi mi dağıtsalardı? “Fabrika açılsın, istihdam artsın” diyoruz. Elbette olsun. Ama özel sektör parasını çöpten toplamıyor. Sermaye, kazanç öngördüğü alana gider. Kim, kendi parasını bilerek batacağı bir işe yatırır? Belki de, bu insanlar bir gün farklı bit yatırımla da memleketlerine ayrı bir değer katarlar. Belli mi olur! Eleştirelim, eksikleri konuşalım. Ama taş üstüne taş koyan insanlara hakaret etmeyelim. Geçen yıl “Cami yerine okul yapalım” dediğim için neredeyse din düşmanı ilan edilecektim. Umursamıyorum. Bu memleketin iyi okul binalarına ihtiyacı varken, başka öncelikleri kutsallaştırmak vicdanla bağdaşmaz. Yetmez! İyi okul binalarının içine nitelikli eğitim, donanımlı öğretmenler ve güçlü bir sistem koymalıyız. Geleceği ancak böyle sağlam temellere oturtabiliriz. Bu şehirde 500 tane daha Kazım Demircioğlu olsa ne kaybederiz? Bitlis'te Eren Holding'in vergilerinden düşerek dahi olsa Tıp Fakültesi binasını üstlenmesi nasıl bir vizyon örneğiyse, Bingöl'de okul yaptıran iş insanları da yarının büyük adımlarının habercisidir. Bugün okul yapanlar, yarın belki Tıp Fakültesi yapacak. Neden olmasın? Kendi değerlerimize sahip çıkmak, takdir etmek, destek olmak bu kadar ağır gelmemeli. Kişisel hesaplar, ekonomik kaygılar ve sosyolojik gerginliklerle insanların moralini bozmanın kimseye faydası yok. Bir okul yapıldığında önce betona değil, niyete bakılır. O duvarların arasında kaç çocuğun hayali büyüyecek, kaç hayat değişecek; asıl mesele budur 103 yaşında bir insan, tekerlekli sandalyesiyle memleketine gelip okul yaptırıyorsa; bu bir gösteriş değil, bir emanet bilincidir. Kazandığını bu topraklara borç bilen bir vefa hâlidir. Bunu küçümsemek kimseyi yüceltmez; aksine bu şehirde iyilik yapma cesaretini zedeler. Bu noktada bir hakkı teslim etmek gerekir. Bu sürecin ortaya çıkmasında ve büyümesinde, meseleyi yalnızca bir bürokratik görev olarak değil, bir gelecek meselesi olarak ele alan Bingöl Valisi Ahmet Hamdi Usta'nın samimi gayreti ve birleştirici tutumu, projenin başlangıç noktasını oluşturmuştur. Konuyu Cumhurbaşkanı Yardımcısı Sayın Cevdet Yılmaz'a taşıyıp onayını aldıktan sonra; bir vali için sonucu belirsiz, hatta başarısızlık ihtimali de barındıran bir riski göze alarak hayırseverlerle doğrudan iletişime geçmiş ve onların desteğini almayı başarmıştır. Neticede doğru insanları doğru niyetle bir araya getiren bu yaklaşım, bugün ortaya çıkan tablonun en önemli aktörlerinden biri olmuştur. Elbette eleştiri olacak. Eksikler konuşulacak. Ama yapılanı yok saymak, emeği alaya almak, iyi niyeti kirletmek bize hiçbir şey kazandırmaz. Bugün okul yapanı yerden yere vuranlar, yarın bu şehirde bir çivi çakılmadığında ilk şikâyet edenler olacaktır. Mesele okul binası değildir; mesele iyiliği teşvik edebilmek, niyeti okuyabilmek, yapılanı görebilmektir. Takdir etmek zayıflık değildir. Bazen en büyük erdemdir. Bu şehir daha çok okul ister, daha çok ilim ister, daha çok nitelikli insan ister. Ve evet… Bu şehir daha çok Kazım Demircioğlu ve nicelerini ister. Kazım Demircioğlu, Serdar Turhan, Ahmet Budan, Yusuf Korkmaz, Veysel Demirci, Orhan Günerigök, Ferhat Fırat Burakgazi ile bu okul yapım sürecine emek veren, katkı sunan herkese yürekten teşekkür ediyorum.
YORUM YAZIN
|
YAZARIN DİĞER MAKALELERİ 12 Ocak 2026 Sandık! Odadan Siyasete Uzanan Rüzgâr…15 Aralık 2025 İstanbul'da Bingöllüler! Gücümüz Birliğimiz Kadardır17 Ekim 2025 'Hepimiz'in Kim Olduğunu Anlamadık!04 Ekim 2025 Cevdet Yılmaz neden temkinli?
|