12Bingölspor ve Vicdanımızın Skoru12Bingölspor Başkanı Mehmet Engin Özturan, katıldığı bir canlı yayında tabiri yerindeyse içini döktü. BAL Ligi'ndeki iki sezon ve bu yılki 3. Lig sürecine dair mali tabloyu şeffaf biçimde paylaştı. Anlaşılan o ki; kamu ve iş dünyasından sınırlı katkı gelse de yükün büyük kısmı kendi omuzlarında, yönetiminde ve yakın çevresinin desteğiyle taşınmış. Engin Başkanı dinlerken hem hüzünlendim hem gururlandım. Gururlandım… Çünkü bir şehrin hayalini omzuna alıp yürüyen bir irade gördüm. Hüzünlendim… Çünkü bu coğrafyada fedakârlığın çoğu zaman takdirle değil, şüpheyle karşılandığını bir kez daha dinledim. Siz bu şehir için cebinizden harcarsınız, biri çıkar “Ne yapmış ki, vermeseydi” der. Servetinizi memleketin hayaline dönüştürürsünüz, birileri “Bu paralar nereden geliyor?” diye sorar. Adam milyonlar harcar, “Helal olsun” demek yerine, “kara para mı aklıyor?” iftirası atılır. Bu, sadece sporun değil; bu toplumun kronik hastalığıdır. Bizde fedakârlık alkışlanmaz, sorgulanır. Başarı sahiplenilmez, küçültülür. Birinin elini taşın altına koyması, diğerlerinin dedikodu malzemesine dönüşür. Engin Başkan açıkça söyledi: “Siyasetle işim olmaz. Bingölspor benim sevdam ama mali olarak çok yıprandım. Yola devam etmeme kararı aldım. Kongre kararı alacağız. Bizden sonra gelen yönetime de imkanımca destek olurum” Ama ardından gelen soruya verdiği cevap her şeyin özeti gibiydi:
Yani aslında giden bir başkan değil, yorulan bir gönül konuşuyor. Yükü tek başına taşımaktan tükenen bir irade ses veriyor. Bu bir veda cümlesi değil aslında. Bu, yalnız bırakılmış bir emeğin cümlesi. Çünkü insanı yoran para değildir. İnsanı en çok yalnızlık yorar. Bir de üstüne konuşulmak… Sen ver, sen uğraş, sen koştur… Ama dışarıdan bir ses: “Nerden getirmiş?” İşte insanı bitiren tam olarak bu. Başka şehirler milyonları bir araya getirirken, yurt içinde ve dışında güçlü iş insanlarına sahip bir şehir, kendi takımına omuz veremiyor. Bizim alışkanlığımız şu: Takımı başkan kursun, masrafı başkan yapsın, transferi başkan yapsın, biletleri başkan alsın… Şehre düşen ne? “Yaşasın 12Bingölspor!” Bu destek değil… Bu, tribünden slogan atıp sahaya hiç inmemektir. Maça gitme, bilet alma, forma alma, mali destek olma ama başarısızlıkta en sert eleştiriyi yap… Var mı böyle bir dünya? Denk geldiğim bir videoda erkek-kadın ilişkisi mizahi bir dille anlatılıyordu: “Erkek düğün yapsın, ev alsın, araba alsın, yat alsın, kat alsın… her şeyi yapsın. Kadın da sadece ‘seviyorum' desin. Bu mu yani?” 12Bingölspor'un hikâyesi de tam olarak bu. Başkan her şeyi yapsın… şehir de “seviyoruz” desin Sevmek, sadece slogan değildir. Sevmek, fedakârlık ister. Sevmek, elini cebine atmayı gerektirir. Sevmek, tribünde yerini almayı gerektirir. “O kadar iş insanı var, neden destek olmuyorlar?” deniyor. Peki sen ne yaptın? Bir bilet aldın mı? Bir forma giydin mi? Bir kampanyaya destek oldun mu? Biz başkalarını sorgulamayı seviyoruz. Çünkü konuşmak bedava… Destek olmak bedel ister. Acı ama gerçek bir örnek verelim: SMA hastası Efrayim Bebeğin hayatını kurtarmak için gereken desteği bile aylardır toparlayamayan bir şehirden, bir futbol takımına sahip çıkmasını beklemek zaten zor bir beklenti. Ama bu, vazgeçmek için sebep değil. Tam tersine, bu bir uyanış çağrısı. Başka şehirler nasıl başarıyor biliyor musunuz? Kamu sahip çıkıyor, iş dünyası elini taşın altına koyuyor, esnaf kampanya yapıyor, vatandaş bilet alıyor, taraftar tribünü dolduruyor… Kısacası, herkes bir ucundan tutuyor. Bizde ise herkes birbirine bakıyor. Daha kötüsü ne biliyor musunuz? Birisi destek olacak olsa, arkadan bir ses çıkıyor: “Niye destek oluyorsun?” Biz sadece destek olmuyoruz değil… Destek olanı da rahatsız ediyoruz. Birbirimize omuz vermek yerine çelme takıyoruz. Sonra da “neden olmuyor?” diye soruyoruz. Bu noktada şehrin dinamiklerinin harekete geçmesi artık bir tercih değil, zorunluluktur. Bu şehrin suyundan, toprağından, güneşinden kazanç sağlayan büyük firmalar… Barajlar, enerji yatırımları, sanayi kuruluşları ve dahası… Bu şehirden kazanan herkes, bu takıma da sahip çıkmalıdır. Bu bir bağış değil, bu şehre vefa borcudur. Ama mesele sadece büyük firmalar da değil. Kamu personeli küçük katkılarla destek olabilir, esnaf kampanyalar düzenleyebilir, öğrenciler kumbaralar kurabilir, vatandaş bilet alarak katkı sunabilir. Forma almak, store'a gitmek bile bir destektir. Koca bir sezon boyunca 60 Bin TL forma, atkı, bere vs satılması bu şehir için ayıptır. Süper lig takımlarının formalarına binlerce lira verirken gururlanıyoruz da, kendi takımımızın formasını neden almıyoruz? Bir şehir takımını parayla değil, sahiplenmeyle yaşatır. 2.Lig için gerekli bütçenin önemli kısmını şehir karşılayabilirse, kalanını bu fedakâr yönetimin yine çözeceğine inanan çok kişi var. Çünkü bugüne kadar olanlar, bunun mümkün olduğunu gösterdi. Başkanın beklentisi sadece mali değil, manevi de. Tribünde ol, antrenmana uğra, bir omuz ver, “ben buradayım” de… Bazen bir el sıkışmak, bir milyon liradan daha değerlidir. Bazen bir tribün sesi, bir sponsorluktan daha güçlüdür. Burada önemli bir başka gerçek daha var: Bu iş siyasallaşmadan, ama sahipsiz de bırakılmadan yürütülmeli. Şehrin siyasetçileri, yerel yöneticileri ve bürokrasisi bu süreci sahiplenmeli; ancak bunu bir siyasi rekabet alanına çevirmemelidir. Bu mesele bir partinin değil, bir şehrin meselesidir. Valilik öncülüğünde; iş dünyasının, esnafın, sivil toplumun ve taraftarın bir araya geleceği ortak bir destek zemini oluşturulmalıdır. Kimsenin gövde gösterisi yapmadığı, kimsenin reklam peşinde koşmadığı, ama herkesin sorumluluk aldığı bir model… Çünkü 12Bingölspor'un ihtiyacı olan şey sadece para değil. Şehir ruhudur. Başkanın söylediği bir cümle ise aslında bu yazının özeti: “Ben gelip istemeyeyim. Senin içinden gelsin.” İşte mesele bu. Zorla değil, vicdanla… Kimse siz destek oldunuz diye size madalya takmayacak. Adınızı stadyuma yazmayacaklar. Size verilecek tek şey bir dua olacak. Ama bazen bir şehrin duası, en büyük ödüldür. Bugün mesele sadece bir başkanın yıpranması değil. Bugün mesele, bir şehrin kendine bakma zamanıdır. Ya sadece “Yaşasın 12Bingölspor” diyenlerden olacağız… Ya da gerçekten sahip çıkanlardan… Çünkü unutmayalım: Takımlar sahada düşmez! Şehirler sahip çıkmadığında düşer. Ve bir şehir, takımına sahip çıkarsa sadece bir lig yükselmez… Birlik duygusu yükselir, aidiyet yükselir, umut yükselir… Şimdi karar zamanı. Tribünden izleyen bir şehir mi olacağız, yoksa omuz veren bir şehir mi? 12Bingölspor yalnız kalırsa, kaybeden sadece bir takım olmayacak. Kaybeden, birlikte başarma ihtimalimiz olacak. Ama sahip çıkarsak… Kazanan sadece 12Bingölspor değil, Birlik olacak… Şehir olacak… Bingöl olacak.
YORUM YAZIN
|
YAZARIN DİĞER MAKALELERİ 12 Ocak 2026 Sandık! Odadan Siyasete Uzanan Rüzgâr…03 Ocak 2026 Bir Şehrin Geleceği: Bir Yönetici, Birkaç İyi İnsan15 Aralık 2025 İstanbul'da Bingöllüler! Gücümüz Birliğimiz Kadardır17 Ekim 2025 'Hepimiz'in Kim Olduğunu Anlamadık!
|