Memleket ve İmitasyon SevdalılarıBahar geliyor… İnsan ister istemez umutlanmak istiyor. İncelen kıyafetler, kahve önlerine atılan sandalyeler, uzayan sohbetler… Çayın buharı yükselirken hayatın da biraz olsun yumuşaması gerekir normalde. Ama olmuyor. Çünkü bu memlekette artık ne çayın sıcaklığı içimizi ısıtıyor ne de sohbetler eskisi gibi huzur veriyor. Herkesin zihninde aynı soru, aynı tedirginlik: “Ya bir şey olursa?” Doğa kendi düzeninde baharı getiriyor. Yeşil toprağı sarıyor, gökyüzü maviye dönüyor. Ama insanın içi aynı renklere boyanmıyor. Çünkü biz doğaya değil, ihtimallere bakıyoruz. Depreme, afete ve en acısı, hazırlıksızlığa… 2023'te bu ülke büyük bir acı yaşadı. On binlerce insanımızı kaybettik. Sadece binalar yıkılmadı; güven duygusu da enkaz altında kaldı. Ve o günden sonra herkesin zihnine aynı soru yerleşti: “Sırada biz mi varız?” Bingöl… İki büyük fay hattının kesişiminde duran bir şehir. Bilim insanlarının yıllardır uyardığı ama hâlâ yeterince hazırlanmadığımız bir gerçek. Sorun deprem değil aslında. Sorun, deprem olacağını bile bile hazır olmamak. Tam da böyle bir tabloda, Bingöl Havalimanı 14 ay süreyle kapatılıyor. Gerekçe: Pist yenileme. İlk duyulduğunda kulağa makul geliyor. Hatta insan “nihayet daha güvenli hale getirilecek” diye düşünüyor. Ama detaylara indikçe tablo değişiyor. Terminal binaları yenilenmiyor, yeni bir ek yapılmıyor, pist uzatılmıyor. Sadece mevcut pist sökülüp yerine yenisi yapılıyor. Yani aslında sorun çözülmüyor… sadece erteleniyor. Edindiğim bilgiye göre; Bingöl'de havalimanı tüm detaylarıyla yenilense yaklaşık 5 milyar TL tutuyor. Bu konuda bir hazırlık da yapılıyor. Ama bu rakam “çok” bulunuyor. Bu yüzden sadece pist yenileniyor. Şimdi insan sormadan edemiyor: Bize 5 milyar çok gelirken, başka şehirlere 48 milyar nasıl “az” gelebiliyor? Trabzon'da yeni havalimanı ihalesi 29 Aralık 2025'te yapıldı. Mevcut 2 bin 700 metrelik pist 3 bin metreye çıkarılıyor. Yeni yatırımlar, yeni alanlar, yeni kapasite… Toplam bedeli 48 milyar 199 milyon 470 bin TL olarak belirlenen projeyi, Cengiz İnşaat ile ASL İnşaat ortaklığı üstleniyor. Peki ya biz? Bizim kimsemiz yok muydu da pistimiz uzamıyor? Kimsemiz yok muydu da bir terminal eklenmiyor? Kimsemiz yok muydu da geleceğe dönük bir yatırım planlanmıyor? Daha da çarpıcı olan şu; batak alanı kayayla doldurup üzerine pist inşa etmek yerine, mevcut pisti söküp yeniden yapmak tercih ediliyor. Yani kısa vadeli bir çözüm… Peki ya 10 yıl sonra? Aynı sorun, aynı tartışma, aynı masraf… Yazık değil mi? Bu sadece bir havalimanı meselesi değil. Bu, bir şehre nasıl bakıldığının meselesi. Havalimanımızı anlatıyorken unutmadan eklemeliyim: Havalimanımız 14 ay boyunca tamamen kapalı olacak ve Bingöllüler, Ankara'ya gitmek için çevre illere yönelmek zorunda kalacak. Bu da demek oluyor ki, bir biletin üçte bir parasını ekstra yol ve transfer masraflarına ödeyecekler; taksiyle havaalanına transfer, şehirler arası yolculuk, bekleme süreleri… Acil bir durumda vatandaşın ulaşımı ciddi şekilde kısıtlanacak. Malum bu halkın ne özel jet var, ne VİP alanı, ne de bunu karşılayacak ekonomik gücü… Bunu bilen Bingöl'ün bürokrat ve siyasileri, halk için olmasa da kendileri için artık adım atmalı. Hele 14 ay sonra oluşacak seçim havası gelmeden; taziye, düğün, bayram derken memleket sevdalısı(!) görüntüsüyle Bingöl'e pek uğramasanız da, biz de halk için iyilik yaptığınızı düşünelim. Ama biliyoruz ki, kendi çıkarınız olmasa bunu yapmayacaksınız. O yüzden beklentimiz sadece ummaktan öteye geçemiyor. Ankara'ya uçak seferleri kısıtlı olsa da her partiden vekil olma hayalleri kuranların aynı masada “Ben 1. sırayı alacağım, bu bölgenin desteğini alacağım” muhabbetlerini duyuyoruz. İlginç olan şu: hiçbiri “Ben memleketin sorununu çözmek istiyorum” diyemiyor. Memleket sevdalılığınız, Ankara'nın soğuk sokaklarında kaybolmuş, kendine yer edinememiş… Oysa Bingöl'ün acil sorunları var: Uyuşturucu, günlerce susuz kalan mahalleler, artan intiharlar, sağlık alanındaki eksikleri, esnafın zor durumu, gençlerin göç arayışı, trafik sorunları ve olası afetlere hazırlıksızlık… Bunları biliyor musunuz? Bilseniz bile, orada yaşamadığınız için önceliğiniz değil. Çünkü sizler Ankara, İstanbul, İzmir gibi büyük şehirlerin derdini yaşıyorsunuz. Ama halk, kendilerinin temsiliyetini verecek kişilerin, kendi sorunlarından bihaber ve duyarsız olmasını istemiyor. Bu yüzden sizlerin yaşadığınız şehirlerde siyasete girmenizi gönülden destekliyor! Şu dörtlük her şeyi anlatıyor: Bağırsam duyamazsın BİNGÖL'DE değilsin ki Çağırsam gelemezsin ÇOLİG'de değilsin ki Uzaklardasın, hem de çok uzaklarda Umurunda olmaz, umurunda olmaz bilirim Ya seni sararsa Ya seni sararsa (seçim zamanı) memleket hasreti (Bingöl'de yaşamayıp Bingöl'ün sorunlarına karşı duyarlı olan hemşerilerimizi tenzih ediyorum) Ve işte burası kritik: İmitasyon memleket sevdalıları sayesinde, Bingöl'ün gerçek değerini bilenler, halkın hizmetkarı olmuş, sorunlara dokunmuş, hizmetiyle ya da duruşuyla, mücadelesiyle iz bırakmış isimler ortaya çıkıyor. Faik Ertuğrul, Abdullah Bazencir, Said Elçi, Haydar Baylaz, Hişar Ağaoğlu, Selahattin Kaya, Sait Aymaz, Cemal Yavuz, Rıdvan Kızgın, Yavuz Kıtay, M. Sait Göker, Hasan Celalettin Ezman… Ve isimlerini hatırlayamadığım onlarca Bingöl'ün değerli siyasetçisi ve halk adamı… Hepsi saygı ve sevgiyle yad edilmeli. Ve son olarak bir Zazaki atasözüyle bitireyim: “Yega bye wahar vazen tım tım bırum nıben har.”(Sahipsiz tarlayı istediğin kadar sür, verim alamazsın.) Memleket sahipsiz kalırsa umut da insan da kaybolur. Ama gerçek sevdalılar, sözle değil, emekle, izle ve hizmetle kalır… İşte fark tam da burada ortaya çıkar.
YORUM YAZIN
|