KİM KİMDİR FİRMA REHBERİ Hemen Üye Ol Üye Girşi
Uye Girişi
Giriş
Beni Hatırla
Yeni Üye Kayıt
Haber sitemizin aktivitelerinden yararlanmak için üyelik başvuru yapın.
Hemen Üye Olun
Uye Hizmetleri
 
15 Ekim 2026 Perşembe
Bünyamin Bayram
binbay12@hotmail.com

Kur'an'ın, Tevrat, İncil ve Avesta'dan farkı

07 EKİM 2024 PAZARTESİ 15:40
12
5649
6
AA aa

Kur'an'ın diğer kitaplardan en büyük farkı, Allah'tan peygamberimize inmiş orijinal haliyle, yani asli yapısıyla korunmuş olmasıdır.

Bildiğiniz gibi, Peygamberimiz Hira Mağarasında uzlette iken Vahiy almaya başlar; inen ilk ayetlerin “Oku” emriyle başlayan Alak Suresi'nin ilk 5 ayeti olduğu biliniyor. 23 Yıllık Peygamberlik süresince, ayetler parça parça olarak, farklı yer ve zamanlarda, değişen miktar ve sayılarda inmeye devam etmiş, böylece 114 Sure, 6666 ayetten oluşan Kur'an'ı Kerim 23 yılda tamamlanmıştır.

İnen ayet ve sureler, öncelikle Peygamberimizin kalbine tam olarak yerleşir, ezberlemiş olur ve asla unutmaz. Bu konuda ayetler ve hadisler vardır. Hz. Peygamberimiz ümmi olduğu için o güne kadar önemli sayılacak bir ezber yapmamış, kitap okumamış biri olarak ilk zamanlar inen ayetleri unuturum korkusuyla kaygıya kapılır, unutmamak için kendisine okunan ayetleri diliyle de tekrar etmeye çalışırdı. (Buhari ve Müslim)

Peygamberimizin bu kaygısını gideren, Kıyamet Suresinin 16-19 ayetleri iner. Ayetler özetle, “Onu, zihnine bir an önce kaydetmek için, okumada acele etme, onu zihninde toplayıp okumanı sağlama işi bize düşer, o halde okuduğumuz zaman sen onun okunuşunu takip et, sonra onu anlatmak elbette bize aittir.” Bu ayetten sonra Hz. Cebrail vahiy getirdiğinde okur, peygamberimiz de dikkatle dinler ve ezberine yerleşirdi.

Aslında bu durum onun başlı başına gerçek bir peygamber olduğunun kanıtını da gösterir. Örneğin Yusuf Suresi 111 ayettir. Yaklaşık 6 Sayfa tutar. Rivayetlerde iki parça halinde indiği aktarılır. Siz oturup çalışsanız bu sureyi iki haftada zor ezberlersiniz. Peygamberimize anlık saniyeler içerisinde inen onlarca ayet, zihnine yerleşiyor, unutmuyor ve inen ayetleri hiç beklemeden diğer insanlara okuyor. Kalemi yok, defteri yok ki inen ayetleri kayda geçsin! Olsa da ümmi olduğu için yazamaz ki..

Anlaşılan, Vahiy olgusu bizim alışılmış öğrenme biçimimiz (tekrarla, yaz, çiz, vb.) dışında farklı bir modda yaşanmaktadır. İnsan beyninin çok az bir kısmının devrede söylenir. Belki de Peygamberimizin kalp ve zihin dünyasında, diğer insanlarda olmayan bazı programlar açılmıştır. Herhalde bir defa söyleneni ezberleme özelliği bulunan beyin programları peygamberimizde devreye girmiştir… Belki ileride bilimsel çalışmalarda da bu özellik keşfedilebilecektir.

Kur'an'ın aslının korunmuş olması:

Sağlam ve güvenilir rivayetler ve kaynaklarda özetle;  Peygamberimize inen ayetlerin, Müslüman Sahabelerin bir çoğu tarafından ezberlendiği ve birçok Vahiy katiplerine ayrıca yazdırıldığı, yazılan bu materyallerin korunduğu, Halife Hz. Ebubekir zamanında, savaşlarda bir çok Kur'an Hafızının ölmesi nedeniyle, Halife Hz. Ömer'in de önerisiyle Kur'an hafızlarından oluşturulan komisyon aracılığıyla, parça parça nüshalarda bulunan Kur'an'ın iki kapak arasına alınarak Kitap haline getirildiği, Halife Hz. Osman zamanında çoğaltılarak birçok İslam bölgesine gönderildiği, hafızlık geleneğiyle de bugüne değin Peygamberimize inen haliyle bize aktarıldığı, kesin olarak bilinmektedir. Bu husus diğer dinlerin sahipleri tarafından kabul edildiği gibi, bilim ve düşünce çevrelerince de kabul edilmektedir.

Diğer Kutsal Kitapların Durumu:

Tevrat, İncil ve Avesta'nın zaman içerisinde asıllarını koruyamadıkları, yeniden yazılarak veya zamanla değiştirilerek tahrif edildikleri biliniyor. İlim çevreleri bu durumu kabul ettikleri gibi, kendi dini çevrelerinin bir kesiminde de kabul görmüştür.

Tevrat:

Tevrat'ın Hz. Musa'ya M.Ö. 1312 Yıllarında Sina Dağında verildiği söylenir. Ancak, orijinal haliyle günümüze ulaşamamıştır. M.Ö. 586 yılında Kudüs'ün Babil İmparatorluğunca (Nebukatnezar) ele geçirilmesinden sonra Yahudiler Babile sürgün edilir. İşgalde Kudüs yakılır ve yıkılır, Süleyman Mabedi yerle bir edilir, Tevrat yok edilir. Yaklaşık 49 yıl süren sürgün döneminden sonra Pers kıralı Kiros'un, Babil Devletini yenmesiyle İsrail oğulları Kudüs'e tekrar geri dönerler. Azra peygamber Tevrat'ı tekrar yazar. Tevrat'ın üç defa böyle yok olduktan sonra yazıldığı söylenir.

Sorun şu; İsrail oğulları Babil kültüründen, o mitolojiden etkilenerek Tevrat'a ve din anlayışlarına akıl ve bilim dışı mitolojik efsaneler eklemiş olabilirler. Babil kültürü ve egemen otoritelerin din adamlarının etkisi ve anlayışıyla yeniden yazılmıştır.

Bu nedenledir ki İslam dünyası olarak, İslam içerisine girmiş Yahudi anlatımlarına İsrailiyat diyoruz. Güven duymuyoruz. Tevrat'ın özüne halel getirdiler diyoruz. Kur'an da birçok ayet onların dünyevi çıkarlar için elleriyle kutsal metinleri değiştirdiğini söyler. Peygamber de, bir hadisinde, “Yahudilikle ilgili bilgi karşısında ne kabul edin ne de red edin” demiştir. Çünkü bilgi kirliliğine uğrayan bir dindir. Zaten Kur'an'da bu nedenle gelmiştir.

Kur'an, Tevrat'an kopyalandı iddiası:

Bir kısım inançsız çevreler ne yazık ki bu tür basit, yüzeysel ve cahilce bir iddiada bulunabiliyorlar.

Evet Kur'an'da geçen kıssaların bir kısmı özellikle eski ahit dediğimiz Tevrat ve kısımlarında ve İncil'de de geçmektedir. Ana hatlar olarak benzeyebilirler. Âdem ve Havva'nın cennetten kovulması, Nuh Tufanı, Hz. Yusuf'un hayatı, vb.

Bir fark var, o kitaplarda yapılan ilaveler, uydurmalar ve tahrifatlar Kur'an'daki kıssalarda yoktur. Kur'an'da dile getirilenlerde bir edebi akış, bir ahlak, bir hikmet vardır. Tevhide, ahiret inancına ve ahlaka uygun bir anlatım vardır. O yanlışları Kur'an'da bulamazsınız.

Örneğin bazı olay ve kıssalar karşılaştırıldığında bu daha iyi anlaşılacaktır. Tevrat'ta geçen bazı olaylar, ahlaka ve peygambere uygun düşmemektedir. Kur'an adeta ortak doğruları dile getirmiş, zihin bulandırmamak için onların yanlışlarını dile getirmemiş, yeni ve hiçbir Kitapta olmayan bilgilerle de mucizeliğini göstermiştir.

Kur'an, iftira attıkları Davut Peygamberi, Süleyman Peygamberi, Nuh'u temize çıkarmış, getirdiği esaslarla bozulan dinlerin yerine, Allah katında hak olan İslam esaslarını koymuştur.

Tevrat'ta Davut peygambere yakışmayan anlatım vardır. Kendi komutanının karısını görür çok hoşuna gider, kocasını ölecek bir cepheye gönderir, adam savaşta ölür, böylece dul kalan karısını alır. Hz. Süleyman da bu kadından dünyaya gelir. Halbuki Kur'an'da Davut peygamber övgüyle, adaletle anlatılır. Peygamberimiz onu gün aşırı oruç tutan bir peygamber olarak över.

Süleyman peygamber, tüm diğer milletleri de saltanatı altında adaletle yönetmeye çalışır. Bu durum ayrıcalık isteyen Yahudilerin hoşuna gitmez ve onu şirke girmekle suçlarlar. Halbuki Kur'an onu çok şükreden bir kul olarak anar. Nuh peygambere yapılan iftirayı burada dile getirmekten utanırım.

Hepimiz biliyoruz ki Kur'an, Allah Resul'ünün taklit edilemeyen en büyük mucizesidir. Birçok ayet, “kulumuza indirdiğimiz bu Kur'an'da şüpheniz varsa hadi bir benzerini getirin” şeklinde meydan okumuştur. Hiç kimse bunu yapamamıştır. Eğer o günün din bilginleri, edipleri bunu başarabilselerdi, bugün İslam yoktu.

İncil:

Öncelikle Hz. İsa yazılı bir kitap bırakmamıştır. İnciller, Hz. İsa'dan yaklaşık 80 yıl sonra Havarilerin yazdıkları mektuplardan derlenerek yazılmıştır. Hz. İsa İbranice de bilirdi ama toplumundan dolayı Aramice konuştuğu ve bu nedenle İnciller Aramice indiği halde; mevcut 4 İncil de Yunanca yazılmıştır. Artık siz düşünün İncil'de yaşanabilecek bozulmaları. Ortalıkta yüzlerce İncil dolaşınca M.S. 300 yılında toplanan meşhur İznik konsilinde hali hazırdaki 4 İncil'e indirme kararı alınmıştır. Acı bir gerçek vardır ki İncil'i okuduğunuzda, elini dokundurduğu şeyi yaşatan mucizelerle dolu hayata sahip insanüstü Tanrı bir İsa ile karşılaşıyor olmanızdır.

Her şeye rağmen Tevrat ve İncil'de Peygamberimize büyük işaretler tespit edilmiştir. Hüseyin-i Cisri hazretleri Kitabında 114 işaret çıkarmıştır.

En basitinden İncil'de, “ben gidiyorum ta alemin reisi gelsin” ayeti geçmektedir. Hz. İsa'dan sonra, alemin reisi yeryüzünü aydınlatan, İslam'ı tüm dinlere üstün kılan Hz. Muhammed (a.s.v.) başka kim olabilir ki…

Avesta: Zerdüştlüğün kutsal metni

Günümüzden yaklaşık 3500 yıl önce Peygamber olan Zerdüşt tarafından İran'da kurulan, M.Ö. 6.yüzyıldan M.S.7.yüzyıla kadar Pers, Med ve Sasani İmparatorluğunun dini olarak en eski tek Tanrı'lı Vahiy dinidir. En büyük, baş Tanrı olan Ahura Mazda (bilge efendi) ile birlikte alt düzeyde kötülüğün de Tanrısı olan Ahriman ve Ahura Mazda'nın küçük tanrıları olan diğer birçok yaratıcı güce sahip Melekler vardır. Saf tevhid inancı zedelenmiş, birçok tahribata uğramış, egemen güçlerin elinde yozlaşmış bir din olarak 7.Yüzyılda İslam'ın o bölgelerde hakimiyetiyle birlikte din olarak etkinliğini yitirmiştir. Bugün İran'da 30 bin olmak üzere, Hindistan ve Batıda toplam 200 bin civarında Zerdüşt dinine mensup insanlar bulunduğu söyleniyor.

Zerdüştilikte Namaz, oruç, abdest vb. İslam'a yakın birçok uygulamaların bulunduğu görülmektedir.

Avesta'nın, sözlü gelenekle İmparatorluklara ulaştığı, Persler döneminde M. Ö 6. Yüzyıl ile M.S. 7.yüzyıl arasında kitaba dönüştürüldüğü iddia edilmektedir.

Ben iki yıl önce Avesta kitabını okudum. Doğrusu ilgiyle okudum ama, anlamsız ve gereksiz bilgiler dolayısıyla da bitirmekte zorlandım. Batıda ve özellikle Nietzsce tarafından da ilgiyle karşılanan bu kitapta edebi içeriğe sahip bölümler de bulunmaktadır. İçerisinde, dinin temel esaslarına uygun olan; güzel düşün, güzel konuş ve güzel davran anlayışı ve Tanrı'ya yakarış içeren duaları yanında çağı geçmiş hükümler, akıl dışı mitolojik varlıklar, yarışan ve mücadele eden Tanrılar, vb. geçmekte, içeriğine bakıldığında zamanla tahrif olduğu anlaşılan bir kitap olduğu açık şekilde görülebilmektedir.

Günümüzde bir kısım siyasi ve ideolojik akımlar, etnik damardan yol bularak Zerdüştiliği kullanmaya yeltenmişlerdir. Amaçları; hükmü bitmiş, inanç esasları zedelenmiş bir dini yeniden diriltmekten çok, doğu toplumlarının ve özellikle Kürt çocuklarının İslam ile kucaklaşmalarını engellemek düşüncesi yatmaktadır. İşin ilginç yanı Zerdüşti dinini yaşamak öyle kolay da değildir.

Etnik kimliğini siyasallaştıran ateşli bir savunucu ile bu konuyu konuşuyorduk, kendisinin Zerdüşt olduğunu söyledi.

Zerdüştlükle ilgili hiçbir bilgisi olmadığını bildiğim o şahsa, “Namaz kılıyor musun?" dedim, “Yok" dedi.

“Sen nasıl Zerdüştî'sin?” dedim.

O da çok şaşırmıştı.

Bak kardeşim dedim.

Bizim atalarımız binlerce yıldır İslam'a bağlı ve İslam'la şereflenmişler. İslam dini Zerdüştiliğin ve diğer tüm dinlerin temel esaslarını da kapsayan, onların yanlışlarını taşımayan bir Tevhid dini olarak yanı başımızda duruyor, ortada olmayan hayali inançlara yönelmenin bir anlamı olamaz.

Elhasıl: Tevrat, öldürme diyor, Yahudiler öldürüyor. İncil sev diyor, Hıristiyanlar kin kusuyor. Kur'an Oku diyor, Müslümanlar okumuyor.

Artık siz düşünün ne yapmamız gerektiğini…

Sevgi ve saygılarımla…

 

 

YORUM YAZIN
Profiliniz ziyaretci statüsünde görünüyor. Yorumlarınız aşağıdaki isimle yayınlanacaktır
Değiştir
Dilerseniz web sitemize üye olarak daha özgün bir profil oluşturabilir ve yorumlarınızı hesabınızdan takip edebilirsiniz
Kodu Girin
Yapacağınız yorumların şiddet ve hakaret içermemesine lütfen dikkat edin. Aksi taktirde yorumlarınız onaylanmayacaktır. Gönder
Misafir Kullanıcı (@Misafir_111974)
10 Ekim 2024 Perşembe 09:05
Vahiy inançları aynı çoğrayada yaşayan insanların ürünleridirler.Kültürel kaynakları aynıdır.Zaman içinde kültürel değerlerin değişimine bağlı olarak inaçlardada pareleldeğişimler olmuştur.Özleri aynıdır.Hepsinede saygı duymak lazımdır.İlk inanç nüveleri paganizmdir.Bu nüveler günümüz vahiy inaçlarında da görülmektedir.Örnek türbeler,kabede siyah taşı öpmek tavaf etmek,yahudilerde duvara seçde etmek onu öpmek v.b
Misafir Kullanıcı (@Misafir_111968)
09 Ekim 2024 Çarşamba 22:05
KUR'AN'DA KAÇ AYET VAR?
6666?
SAY, YOKSA
O SAKLADIĞIN AYETLERİ GETİR.
Misafir Kullanıcı (@Misafir_111989)
11 Ekim 2024 Cuma 00:10
@Misafir Kullanıcı İslam âlimleri bu konuyu derinlemesine ele almışlar ve değişik görüşler dile getirmişlerdir. Bir kısım alimler ayetin bitiş kelimesini farklı alınca cümleler çoğalmış oluyor, ihtilaf da buradan geliyor, uzun bir konu, Genel kabule göre 6666 sayısı öne çıksa da mevcut mushafta âyet sayısı 6236'dır. Ben 6666 demeyi daha çok seviyorum o nedenle kullandım. Saklanan ayet falan yok, selamlar.
Misafir Kullanıcı (@Misafir_111925)
08 Ekim 2024 Salı 09:16
Ağzınıza ve yüreğinize sağlık, güzel ve açıklayıcı bir metin olmuş Allah razı olsun.
Hidayet BAHADIR (@Misafir_111910)
07 Ekim 2024 Pazartesi 19:27
Kaleminize, emeğinize sağlık değerli Hocam. Çok güzel aydınlatıcı bir makale olmuş, düşünen akleden nesillere vesile olmasını temenni ederim. Selam ve Saygılarımla
Misafir Kullanıcı (@Misafir_111909)
07 Ekim 2024 Pazartesi 19:20
Allah razı olsun. Çok istifade ettiğimiz bir yazı olmuş.
Misafir KullanıcÄ (@Misafir_111908)
07 Ekim 2024 Pazartesi 18:34
Araştırmaya dayalı, bilgi yüklü bir yazı. Bir noktadan dinlerin fotoğrafı çekilmiş. Doğru bilgi bir gıdadır. Bu güzel gıdayı bize takdim eden yazarı tebrik ediyorum. Kalemine kuvvet diliyorum. Recai
Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir
©Copyright 2017
Haberler, Fotoğraf Galerisi, Video Galerisi, Köşe Yazıları ve daha fazlası için arama yapın