Hemen Üye Ol Üye Girşi
Uye Girişi
Giriş
Beni Hatırla
Yeni Üye Kayıt
Haber sitemizin aktivitelerinden yararlanmak için üyelik başvuru yapın.
Hemen Üye Olun
Uye Hizmetleri
 
26 Nisan 2018 Perşembe
10.6 °C Parçalı Bulutlu
Yılmaz Ekinci
yekinci07@hotmail.com

VARLIK ALEMİNDEN ( FITRAT) ÇIKMA HALİ: YABANÇILAŞMA!

26 MART 2018 PAZARTESİ 08:38
6
1699
2
AA aa

İnsanın varlık aleminde kendisine yabancılaşması yeni bir olgu değildir. İnsanın dünyaya gelişi sancılı bir sürecin izlerini taşır. Anne rahminden bu dünyaya olan yolculuğu bu sürecin ilk evresini teşkil etmektedir. Bu aynı zamanda yabancılaşmanın ilk basamağıdır. Burada birebir kişinin kendisine yabancılaşması  sözkonusu değildir. Başka bir ortama gelişinin şoku ve çevre ile olan uyum gösterememe sorunu söz konusudur. Yabancılaşmanın kat sayısı, bireyin fiziksel dünya ile (su ,toprak, hava, ateş) ve sosyal çevre ile (aile, eğitim ve çeşitli beşeri sosyalizasyon süreçleri) kurmuş olduğu veya kuracağı yapının fıtrata olan uyumluluğuna göre değişiyor.

İnsanoğlu çeşitli tarihsel süreçlerden ve alemlerden geçerek günümüze geldi. Bu yolculukta, bir çok durakta ve birbirinden çok farklı türlerle birlikte yaşamak zorunda kaldı. Bazı türleri yok etti ve bazı türleri de evcilleştirerek birlikte yaşamaya devam etti. Kendisi de bu değişimden pay aldı. Bu değişim ve dönüşüm yabancılaşmayı kaçınılmaz kıldı. Tarihin ileri dönemlerinde kendisi tarafından üretmiş olduğu nesnelerin egemenliği altına girmesi, kendi fıtratına olan yabancılaşmanın ilk nüvesini oluşturur. Aslında  yabancılaşmayı doğuran fiziki cebir hakimiyeti değil, esareti doğallaştıran zihni- ruh halidir.

Yeryüzünde bir varlığın kendi öznelliğini kaybetmesi; o varlığın kendisine, çevresine ve diğer varlıklarla  kurduğu iletişimin kopması anlamına gelir. İnsan tarafından üretilen şeylerin ve yine insan tarafından kutsanması bir tür fetişizm çeşididir. Fetişizm sadece somut değerler için değil aynı zamanda soyut değerler için de geçerlidir. Bir şeyin kendi gerçekliliğinden kopması, yabancılaşma olgusunu tetikler.  Yine bir şeyin kendi varlığından soyutlandırılarak kutsanması da yabancılaşmayı doğurur. Bulunduğu ortama ve kendi eliyle icat ettiği şeylere tapması, yabancılaşmanın işareti olarak görülür. Kendisine yabancılaşan her varlık, başkasının görmek istediği pencereden dünyaya bakmaya çalışır.

İnsan tarafından yaratılan ve insan özgürlüğünü ipotek altına alan herşey, insanı kendisine yabancılaştırır. Fıtrata aykırı olan bütün heva ve hevesler insanı kendisine yabancılaştırır. Asimilasyon ve sömürgecilik, insanın kendi fıtratına olan yabancılaşmanın bir sonucudur. Hükmetmeye çalışan bir varlık ile ve hükmetmeye karşı gelen bir varlığın mücadelesi sonucu yabancılaşma kaçınılmaz olur. Efendi ve köle, ezen ve ezilen olduğu müddetçe yabancılaşma kaçınılmazdır. Hak ve batılın mücadelesi de buradan kaynaklanmaktadır. Kendini bilen Rabbini bilir, kendini bilmeyen başkalarını Rab edinir.

Yabancılaşmanın içsel kabulü, iradeyi ve insanın biricik (halife) olma halini öldürür. İradesini kulun kulluğuna teslim eden bir varlıkta, kendine özgü bir davranış tecelli etmez. Köle ile efendi ilişkisine baktığımızda; efendi, sahip olduğu için köle, köle olamaz. Köle, kendisini köle olarak gördüğü için veya öyle inandığı ve efendisine öyle teslim ettiği için köledir. Kölenin özgür olabilmesi, ona sahip olan şeylerden kendisini azade kılmasına bağlıdır. Yani, özgür olabilmek için “isyan” etmek zorundadır. İnsanın özgür olabilmesi için içselleştirilmiş bütün ezberlerden arınması gerekir. Çünkü köle, evcilleştirilmiş bir insandır. Bu evcilleştirilmiş halden çıkabilmesi için toplumun ezberlerinden, tarihin yükünden ve ona musallat olan tüm maddi ve manevi bağımlılıklardan kendisini kurtarması lazımdır. İnsan neye teslimiyet oluyorsa, o şey onun efendisidir. Onun için Müslüman kişi sadece ALLAH'a teslim olan kişidir. Devletin, toplumun ve maddi şeylerin tasallutundan ancak ve ancak O'na inanarak ve O'na teslim olarak bu evcilleştirilmiş duygulardan  kendisini kurtulabilir. Çağımızda maddi şeylerin kutsanması kapitalizmi, toplumun kutsanması komünizmi, devletin kutsanması faşizmi doğurmuştur. İnsanoğlu bilerek veya bilmeyerek bu olguları  ilahlaştırmıştır. İnsanoğlu, bir zamanlar yeryüzünün halifesi iken bugün “halifelik” sıfatını yitirmiştir. F.Kafka'nın değişiyle böcekleştirilmiş bir varlığa veya bir hiçliğe dönüşmüştür.

İnsanoğlunun fıtratı, aslında eşitler arası ilişkiye uygun şekilde donatılıp yaratılmıştır. İnsanoğlunun fıtratına baktığımızda “yönetmek ve yönetilmek “ için yaratılmadığını görüyoruz. Psikoloji ilmi bize bu alanla ilgili birçok kaynak sunmaktadır.

Günümüzde yabancılaşma olgusu, bilim ve teknik gelişme ile birlikte farklılaşarak ivme kazanmıştır.    Özellikle genetik bilimin ve biyolojik evrimin ulaştığı merhale bize yeni somut veriler sunmaktadır.

Çağımızda insan, modern bilim laboratuvarında son şeklini almak üzeredir. Artık neleri seveceği, nelerden nefret edeceği genetik kodlarıyla birlikte düşünme biçimine kadar hükmedilecek bir evreye gelinmiştir. Eskiden yüce Yaratıcı'nın dışında bu alana bir başka varlığın dahili mümkün değilken, günümüzde bu mümkün hale gelmiş durumdadır. Devletler ve şirketler, gıdalar ve ilaçlar yoluyla istedikleri gibi insanın biyo- kimyasına hükmetme mertebesine ulaşmışlardır. Örneğin soğuk sularda yaşayan balıkların genlerini, patatesin genine enjekte ederek istedikleri ortamda patateslerin üretimini mümkün hale getirdiler.

Artık insanın kendi doğal ortamında yaşamasına dair hikayenin sonuna geldik. Düşünen, hisseden ve otomatik olarak bizleri kontrol eden George Owell'in 1984 romanında belirtiği gibi ”Big Brother” gözetimi altına girdik. Günümüzde insan, bilimin elinde bir araca dönüşmüş haldedir. İnsanın nelerin esiri olduğu artık sır olmaktan çıkmıştır.  

İnsanın kendisine yabancılaşması, türler arasında savaşı kaçınılmaz kılmaktadır. Kendi türüne karşı en acımaz olan varlık, yine insanın kendisidir! İnsan türünün hal ve hareketlerinin kontrol edilmesi için dinler ve devletler ortaya çıkmıştır. Şayet Tanrı veya devlet olmasa, insanın nerede duracağını kestirmek mümkün görülmemektedir. Kendi varlığına yabancılaşan her varlık, kendi türünü yok etmeye çalışır. Asimilasyon onun için tehlikelidir ve insanın kendi fıtratından çıkma halidir. İnsanın kendisine yabancılaşması, çeşitli sorunlara neden olmaktadır. Çünkü yabancılaşma, insanın kendisinde olan ve olmayan diğer varlıklara karşı düşmanca davranmanın bir sonucudur.

Kendi iradesini kullanmayanların iradesini başka iradeler belirler. Kendi iradesini bir lidere, bir partiye veya bir nesneye teslim edenler, istedikleri kadar özgür olduklarını söylesinler. Özgür olmadıkları gibi ne kendi iradelerini serbestçe sergileyebilmektedirler ne de yeryüzünde adaleti temsil edebilmektedirler.

Kendi fıtratından çıkan her varlık tehlikelidir. Çünkü kendi iradesi dışında başka bir varlığın iradesine göre hareket etmektedir. Kulun kulluğuna tabii olan bir ruh, hep fasit bir dairede yaşamaya mahkumdur. Varlıklar aleminde kurt ile köpek hikayesi bunun bir örneğidir. Kurt ile köpek aynı familyanın türleridir. Köpeğin ıslah edilip evcilleştirilmesi insan uğraşısının bir sonucudur. Köpek, insana tabii hale getirilmiş bir kurt çeşididir. Köpeğin özgürlüğü, hadim edilmiş bir özgürlüktür; sahibin hareketine göre davranış sergilemektedir. Genetik yapısı da buna uygun olarak zamanla evrimleşmiştir. Kurt, doğada kaldığı için fıtratı değişmemiştir ve yırtıcı özelliğini olduğu gibi korumuştur.

Köpek, kurt ile karşılaştığında kendisini görür ve bastırılmış o yırtıcı özelliğini hemcinsine saldırarak gösterir. Çünkü köpek kendi özelliklerini kurtta gördüğü için saldırır. Başka bir tabirle, kendi fıtratından çıkma hali, yabancılaşmayı ve yabancılaşma da düşmanlığı üretir. İnsanoğlu da öyledir, kendisinde törpülenen yetenekleri hemcinsinde gördüğü için ondan nefret eder ve hemcinsine karşı düşman kesilir. Genelde sömürgecilik ve kendi ırkına karşı düşmanlık, bu bastırılmış duygunun dışa vuruşudur. Ünlü Kırgız yazarı Cengiz Aytmatov'un değişiyle yabancılaşma, mankurtlaşmanın bir sonucudur. Kendi türüne ve kendi fıtratına yabancılaşan her varlık, kendi içinde bir saldırganlık dürtüsüne sahip olur. Onun için yabancılaşma, “ fıtrattan çıkma” halidir ve mutlaka ıslah edilmesi gereken bir hastalık çeşididir.

YORUM YAZIN
Profiliniz ziyaretci statüsünde görünüyor. Yorumlarınız aşağıdaki isimle yayınlanacaktır
Değiştir
Dilerseniz web sitemize üye olarak daha özgün bir profil oluşturabilir ve yorumlarınızı hesabınızdan takip edebilirsiniz
Yapacağınız yorumların şiddet ve hakaret içermemesine lütfen dikkat edin. Aksi taktirde yorumlarınız onaylanmayacaktır. Gönder
Misafir Kullanıcı (@Misafir_24268)
27 Mart 2018 Salı 15:39
Cok guzel bir yazi
Beğendim (0) Beğenmedim (0)Cevapla
Muhammed Taha ONUR (@Misafir_24221)
26 Mart 2018 Pazartesi 11:40
Bingöl dışında yaşayan bir Bingöl'lü olarak BİNGOLONLİNE sitesine her göz attığımda yeni makaleniz yayınlandı mı? diye bakmak alışkanlık yaptı. yine sahici , insanoğlunun misafir olduğu yurdundaki sancılı ,huzur vermeyen ,ruhu ile bedeninin yaşadığı çelişkilere dair evvet işte tam da bu diyebileceğim isabetli bir zihinsel/ruhsal faaliyetinizin ürünü daha. uzun yıllardan beri ,rutin memuriyet faaliyetlerinden ötürü zorunlu olarak hep ertelediğim İNZİVA 'ya çekilme ihtiyacımı depreştiren bir makale.( bu masum isteğime uygun güvenli bir ortamın olmaması da bu yabancılaşmanın acı bir sonucu)
Beğendim (4) Beğenmedim (0)Cevapla
Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir
©Copyright 2017
Haberler, Fotoğraf Galerisi, Video Galerisi, Köşe Yazıları ve daha fazlası için arama yapın